Pazar , 21 Nisan 2019
Güncel
Anasayfa / off-Topic / Din / Mutluluğun Sırrı !

Mutluluğun Sırrı !

İş yerinde görev verilen biri, bu görevini yerine getirmediği zaman dilimi boyunca mutsuzdur. Mutlu olanlar var diyeceksiniz ! Evet mutlu olanlar da olabilir, fakat bu mutluluk patronunun onu işten çıkardığında biran da sönüverir. Artık onca mutluluk kendisini kat kat mutsuzluğa bırakıvermiş durumdadır.

Ellerimiz’in görevi vardır ? Ellerimiz bizim helal yollardan ekmek parası kazanmamıza olanak sağlar, birçok işi ellerimiz ile görürüz. Biz bu denli işimize yarayan bir organımızı bağlasak, bu bağlanma süresi 5 dk bile olsa huzursuz oluruz. Neden ? Çünkü ellerimiz görevini 5 dk dahi olsa yapmamıştır. Sıkılırız, bunalıma gireriz, ellerimize görevini yaptırma arzusuna düşeriz !

 

 

 

 

Dilimiz de böyledir. Biz 1 gün boyunca hiç konuşmadan durabilir miyiz ? Karşımız da hiçbiri olmasa bile, kendi kendimize konuşur, gene de konuşuruz değil mi ? Çünkü dilimiz’in görevini yapması lazımdır, konuşmayınca, o görevini yapmayınca gene huzursuz oluruz. Tüm uzuvlarımız için bunu bu şekilde uzun uzadıya sıralayabiliriz.

Peki genel anlamda bizler bu dünyaya niye geldik, bizim görevimiz ne ? Küçük bir hücrenin dahi belli bir görevi varken, bu hücrelerin oluşturduğu bu insan, bu mükemmel varlık, nasıl başıboş olsun ? Peki, bu ciddi görevi üstlenen ve görevi daha önceden kendisine öğretilip, sürekli işler hale getirilen, her biri bir zerre kadar dahi olmayan hücrelerin oluşturduğu bu insanın görevi nedir ? Zerre kadar dahi olmayan hücrenin görevinin olduğunu kabullenen birinin, bu hücrelerin meydana getirdiği insanın görevinin olmadığını düşünmesi akıl dışı, anlaşılması zor, ilme, bilime aykırı, insanın doğasına aykırı bir durum değil midir ? Bir taraftan bir işin kaynağına görev yükleyip, o işin kaynağının oluşturduğuna ise görevsiz demek, akla mantığa sığıyor mu ?

Her insan mutlu olmak ister, fakat mutluluğu yanlış şeylerde arar. Para ile saadet olmaz diye boşuna dememişler. Bir kişi Dünya’daki evlerin tümüne sahip olsa, fakat bu sahipliği zamanın da kıtlık olsa su olmasa, bu kişi bir damla su için tüm bu varlığını feda etmez mi ? Eder elbet ? Etmez diyenler de, bu kişinin susuzluktan öleceğini bir yerlere not etsin !

O zaman şu bir damla suyun bedeli Dünyalar kadarmış ! Sonucu ortaya çıkıyor. Nasıl olacak bu iş ! Hani Dünya çok değerliydi. Hani Dünya sevilmeye, hürmet edilmeye değerdi ! Nerde kaldı ? Bir damla karşılığında gidiverdi !

Bu bağlamlarda mutluluğun sırrı görevini yapmaktır. O mide bir damla suya muhtaçken DÜnyalar senin olsa neye yarıyor ! Veriyorsun işte ! Çünkü midenin görevini görmesi lazım. Bu görev engellenirse mide ve bununla beraber diğer organlar bir süre sonra iflas edecektir. Bu durumda Dünyada ki evlerinin tamamının senin olmasının bir hükmü yoktur, o damladan bile kıymetli değildir ! Nasıl olsun ki !

İnsanın görevide kul olmaktır, bir insan kulluk görevini yerine getirmediği müddetçe kendisi kabullenmese bile, bir vicdan azabı ile karşı karşıyadır, sahte mutluluklarla kendini oyalar durur, bu sahte mutluluğun bitişi de ölümdür, sahte mutluluğun yerini sonsuz mutsuzluk alıverir. Bu durumda yapılması gereken sahte mutluluklar peşinde koşmak değil gerçek mutluluğun sırrını aramaktır. İşte mutluluğun sırrı; Biz Allah(c.c)’a kuluz, kulluğumuzu da dosdoğru bir şekilde yaptığımız müddetçede sonsuza dek mutluyuz !

Selamün Aleyküm !

Makalelerinin Toplam Okunma Sayısı: 497.912